Adnan Ötüken kimdir? (1911-1972)

254114,adnanotukenjpg.pngAdnan Ötüken, 1911 yılında Manastır’da doğmuştur. Babası Dr. Binbaşı Ali Naşit Bey Vodinalı’dır. Annesi Lütfiye Hanım, tanınmış din bilgini âyan Azasından ve Ayasofya vaizi İsmail Hakkı Efen- di’nin kardeşi Manastırlı Avukat Yusuf Efendinin kızıdır.

Dr. Ali Naşit Bey, oğlu Adnan Cahit henüz yedi yaşında küçük bir çocukken 1918 de Birinci Dünya Savaşında, Kafkas cephesinde şehit düşmüştür. Ötüken’i annesi Lütfiye Hanım yetiştirmiştir.

Adnan Ötüken öğrenimine İs tanbul’da Kadıköy Osmangazi Numune Mektebi’nde başlamış, bu altı sınıflı ilkokulu 1924 yılında tamamlamış, 1927 – 1928 ders yılında Kadıköy Ortaokulu’ndan, 1930 – 1931’de de İstanbul Erkek Lisesi’nden mezun olmuştur. Yüksek öğrenimine İstanbul Yüksek Öğretmen Okulu’nda devam etmiş, 1934 – 1935 ders yılında İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Türkoloji ve Fransız Dil ve Edebiyatı Bölümlerini bitirmiştir. Üniversitenin iki ayrı bölümünde başarı ile okuyan Adnan Ötüken, Edebiyat Fakültesi Talebe Derneği Başkanı, Milli Türk Talebe Birliğinde yönetim kurulu üyesi olarak, o yıllardaki gençlik kuruluşlarında da hizmet etmiştir. Aynı zamanda İstanbul’da bazı özel liselerde edebiyat öğretmenliği de yapmıştır.

Fakültedeki bitirme tezi «Türk Atasözleri» konusundadır. Bu çalış-ma ona bütün İstanbul kütüphanelerini tanıma fırsatını kazandırmıştır. 1935’te Edebiyat Fakültesini bitirdiği sıralarda İstanbul’da Prof. H. Ritter’in başkanlığında kurulan Kütüphaneler Tasnif Komisyonu Kâtipliğine atanmış, bu vazifesi dokuz ay sürmüştür.

1936 da Yozgat Lisesi Edebiyat Öğretmenliğine tayini yapılır. Bu sırada İstanbul Yüksek Öğretmen Okulu ve İstanbul Üniversitesi Fen Fakültesi Tabiiye Bölümü 1935 yılı mezunlarından Sabiha Aybar Hanımla evlenir. Yine 1936 da Devlet hesabına Kütüphanecilik alanında ihtisas yapmak üzere Almanya’ya gönderilmiş, dört yıl süre ile Berlin Devlet Kütüphanesinde (Preussische Staatsbibliothek) kütüphanecilik ihtisas öğrenimi, ayrıca Berlin Üniversite Kütüphanesi ile Leipzig’de Deutsche Bücherei’da ve diğer Alman kütüphanelerinde staj yapmıştır. 1939 Haziran’ında yurda dönen Adnan Ötüken, Ağustos ayında İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Türkoloji Asistanlığına tâyin edilmiş, üç ay sonra da yedek subay olmuştur. «Bibliyotek Bilgisi ve Bibliyografi» adlı ilk eserini yedek subaylığında yayımlamıştır.

1940’ta ilk kızı Deniz doğmuş, iki yıllık vatan görevini bitirdikten sonra Milli Eğitim Bakanlığında merhum Faik Reşit Unat yerine Neşriyat Müdürlüğüne getirilmiştir. (1 Ekim 1941).

Adnan Ötüken’in Almanya’dan dönüşünden beri gerçekleştirmeye çalıştığı tek ideali, Türk Milli Kütüphanesi’nin kurulmasını sağlamaktır. Milli Eğitim Bakanlığında Yayımlar Müdürlüğünü kabulü de, bu büyük idealini gerçekleştirecek zemini hazırlama maksadına dayanır. Yayımlar Müdürlüğünde beş buçuk yıl kalmıştır. (1946). Bu iki tarih arası Türk ve İslâm Ansiklopedileri plân ve programlarının hazırlanıp yayıma başlandığı yıllardır. Tercüme Bürosu yine bu yıllar da kurulmuş, «Klâsikler Serisi» diye tanınan «Dünya Edebiyatından Tercümeler Serisi» de Adnan Ötüken’in Neşriyat Müdürlüğü sırasında çıkarılmaya başlanmış, 1941 de 13 klâsik eser yayımlanmış, Ötüken’in bu görevden ayrıldığı 1946 da, bir yılda basılan tercüme sayısı 152 ye yükselmiştir. Daha sonraki yıllarda bu sayı gitgide düşecektir.

Bir yandan bu çok yüklü neşriyat faaliyetini başarıyla yürüten Ötüken; diğer taraftan Dil ve Tarih- Coğrafya Fakültesin’de Kütüphanecilik Kurslarını yönetmektedir. Bu kurslara başlaması için Mehmet Emin Erişirgil’in dekan vekilliği sırasında 28 Kasım 1941 tarihli yazı ile teşebbüs etmiştir. Milli Eğitim Bakanlığının da kabulüyle Mart 1942 de kursun ilk dönemine başlanır. Şubat 1943 başında bu kurs biter. İkinci devreye 27 Nisan 1943’te başlanır. 1944 yılında Kütüphanecilik Kursu Yönetmeliği kesin şeklini alır.

Dil ve Tarih – Coğrafya Fakültesindeki Kütüphanecilik Kursunu tek başına 1952 yılına kadar muntazaman devam ettirir. Kurs 20 – 30 kursiyerle başlamış, zamanla bu sayı 160’a kadar yükselmiştir. Bu kurslarda yetişenlerden bir kısmı, kurulduğu zaman, Milli Kütüphane’nin ilk elemanlarını teşkil edeceklerdi. 1945’te ikinci kızı Yıldız Ötüken dünyaya gelmiştir.

Adnan Ötüken, nihayet beklediği zamanın geldiğine kanaat getirerek 15 Nisan 1946 günü, o zaman Sanayi Caddesi 25 numaralı Yüzbaşıoğlu apartmanında bulunan Neşriyat Müdürlüğü Bürolarının zemin katındaki bir odaya bir camlı dolap yerleştirir. Neşriyat Müdürlüğünün memurları önünde ufak bir törenle bu camlı dolaba Mehmet Emin Yurdakul’un iki kitabını koyarak yaptığı konuşmada bu fidenin yeşerip büyük bir ağaç olacağını, bu ağacın da Milli Kütüphane adını taşıyacağını bildirir. O gün, o mütevazi törene katılanlardan bunu tebessümle karşılayanlar, yıllar geçip Milli Kütüphane bir çınar misali geliştikçe o günkü tebessümleri için utandıklarını ifade etmişlerdir.

Bu odaya, daha başka camlı dolaplar ve bazı eşyalar sağlayan Adnan Ötüken, gayri resmi olarak «Milli Kütüphane Hazırlık Bürosu» adını verir, Neşriyat Müdürlüğünün fotoğraf makineleriyle kütüphanenin müstakbel Mikrofilm Atelyesini de kurar.

6 Ağustos 1946 da Recep Peker Hükümeti kurulmuş, hükümet programında «Ankara’da bir Milli Kütüphane kurulması için hemen çalışmalara başlanılacağı» konusu yer almıştır. Ötüken, o sıradaki Milli Eğitim Bakanı Reşat Şemsettin Sirer’i Neşriyat Müdürlüğünden ayrılıp bu Müdürlüğün bir Şube Müdürlük kadrosundan maaş alarak, Mili Kütüphane Hazırlık Bürosunda çalışabilmek için ikna eder. 21 Aralık 1946 da Neşriyat Müdürlüğünden ayrılır. 1 Nisan 1947 ye kadar Milli Kütüphane Hazırlık Bürosu, Neşriyat Müdürlüğünün zemin katındaki daracık yerde çalışmıştır. Ancak yapılan bağışlarla burası tıklım tıklım dolmuştur. Bu tarihte Büro Kocatepe’de Mithatpaşa (0 za- man İsmet Paşa) Caddesi 43 numaralı beş odalı müstakil bir eve nakledilir.

Büronun elinde tahsisat yoktur. Gerekli mali imkânı sağlamak için «Milli Kütüphaneye Yardım Derneği» kurulmuştur. Bir gece Hazırlık Bürosunu devrin Başbakanı Recep Peker ziyaret eder ve Yardım Derneğine 100.000 Türk liralık bir bağış yaptırır. Milli Kütüphane Kanununun Meclis’e sevki için Milli Eğitim Bakanına da direktif verir. Kanun tasarısı hazırdır. Maliye Bakanlığı çeşitli yerlerine takılır. Örnek olarak, Milli Kütüphane’de bir Kütüphanecilik Okulunun açılmasına….: Vakıa bu tarihlerde Dil ve Ta- rih Coğrafya Fakültesindeki kurslar devam etmektedir. Ne var ki bazı öğretim üyeleri Kütüphaneciliğin teknik bir iş olduğunu, velev kurs şeklinde olsa bile Üniversite tedrisatı arasında yeri bulunmadığı fikrini savunmaktadırlar. Nitekim Maliye Vekâleti de tasarıdaki Kütüphanecilik Okulu için «Kütüphanecilik gibi basit bir hizmet için mektep kurulmasının müânası anlaşılamamamıştır» hükmünü verir. Adnan Ötüken, bu sözü ölümüne kadar unutmamış ve esefle sık sık tekrar etmiştir.

Üç yıl için kiralanan Mithatpaşa Caddesindeki ev de sekiz ay için 60.000 kitapla bodrum katına varıncaya kadar dolmuştur. Koleksiyonları geliştirmek imkânı kalmamıştır. Müsait bir bina aranır. Mill Eğitim Bakanı Reşat Şemsettin Sirer’le Maliye Bakanı Halit Nazmi Keşmir’in yardımıyla Saraçoğlu Mahallesine Kulüp – Gazino olarak inşa edilmekte olan Milli Kütüphane’nin şimdiki binası bu hizmete tahsis edilir. Gerek bu binada, gerekse buna başarıların hikâyesini ihtiva 1954’te eklenen birinci, 1963 te inşa edilen ikinci ek binanın her çivisine Adnan Ötüken’i’n emeği geçmiştir, denilirse mübalâğa edilmemiş olur. Tahsisatın olmadığı, personel sıkıntısı çekildiği ilk yıllar kaloriferleri yaktığı, hattâ temizlik yaptığı bilinmektedir.

Kasım 1955 ortalarında yazdığı bir yazısında Adnan Ötüken büyük bir tevazu ile der ki : :

«Bu yazının yazıldığı tarihten geriye doğru Milli Kütüphane’nin son beş yıllık kronolojisi devamlı eder. Bu başarıları bir tek insana değil, «Mili Kütüphane ailesi» diye adlandırabileceğimiz genç meslektaşlar topluluğuna borçluyuz. Ben, «Dünyanın en genç Milli Kütüphanesi»nin bu genç kütüphaneciler topluluğunu yetiştirmiş, onları bir- araya getirmiş, bir topluluğa modern bir çalışma müessesesi hazırlamış, kendilerine bu mesleğin aşkını aşılamış olmakla. iftihar ederim, Biz hepimiz 1946 Nisanında toprağa atı- lan tohumun bir fidan haline gelmesi için beraber çalıştık. Belki bu fidanı gölge veren bir ağaç olarak da, göreceğiz. Fakat bizden sonrakiler onu büyük, asırlık bir çınar haline getireceklerdir.. Bu iş bir değil, birçok ömür vermeğe değer bir iş, aynı zamanda birçok ömür alacak bir iştir.»

Diğer yandan 1952’ye kadar de-vam eden Dil ve Tarih-Coğrafya Fa- kültesindeki Kütüphanecilik Kursları yöneticiliği için Ötüken’e tahsis edilen asistan kadrosu, ihtiyaç oldu gerekçesi ile elinden alınır, kursları bir yıl fahriyen yürüten Adnan Bey, bir yandan Fakülte’deki kütüphaneciliğin bir ihtisas işi olduğuna inanmış hocaları, bir Kütüphanecilik Kürsüsü açmak için ikna eder. Bir hayli çabalamadan sonra 1954 de Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesinde bir Kütüphanecilik Kürsüsü kurdurmayı başarır ve kendisi ek görev olarak kürsünün Öğretim Görevliliğine atanır.

Modern kütüphaneciliği bir ihtisas mesleği olarak kabul ettiren ve ona bir yüksek öğrenim müessesesi kazandıran Ötüken bu bakımdan huzura kavuşmuştur. Adnan Ötüken bu yıllarda Milli Kütüphane Müdürlüğü yanı sıra Yüksek Öğretim Genel Müdür Vekilliği ile o tarihlerde yeniden ku-rulan Güzel Sanatlar Genel Müdür Vekilliğini de ikinci görev olarak yürütmüştür. 1957’de Bakanlık Başmüfettişi sıfatı ile Almanya’da Kül- tür Ataşeliği ve Talebe Müfettişliğine tâyin edilir.

Bu tâyinle il yıldan beri Anka ra Radyosunda başarı ile yürüttüğü Kitap Saati Konuşmaları ve Dil ve Tarih – Coğrafya Fakültesindeki Öğ retim Görevliliği sona ermiştir. Türk – Alman Kültür İşleri İstişare Kurulu’nun kurucuları ve ilk başkanları arasında bulunan Adnan Ötüken Türkiye ile Federal Almanya arasındaki kültür münasebetlerinin gelişmesi için yaptığı hizmetlerden dolayı Federal Almanya Hükümeti tarafından 1960’ta Birinci Sınıf Hizmet Haçı nişanı ile taltif edilir. 1960 Ağustosunda Almanya’dan yurda döner. O günlerde boşalan Milli Kütüphane Müdürlüğüne yeniden tâyin edilir. Kendisine Namık Kemal Cetaokulunda Almanca Öğretmenliği de ek görev olarak verilmiştir.

Adnan Ötüken 8 Temmuz 1965 te yeni kurulan Kültür Müsteşarlğına ilk Müsteşar olarak getirilir. Müsteşarlık görevi 2 yıl, l ay sür-müş, bu görevinde iken Opera ve Bale’nin bir Genel Müdürlük halinde Devlet Tiyatroları Genel Müdürlüğünden ayrılmasını sağlamış, asıl büyük hizmeti Milli Folklor Enstitüsünü kurmak olmuştur.

Kültür Müsteşarlığındaki ilk icraatından biri ise, Milli Kütüphaneyi, daha iyi gelişme imkânlarını sağlamak için bir Genel Müdürlük haline getirmesi idi.

3 Ağustos 1967’de Müsteşarlıktan ayrılmış, Ankara Yüksek Öğretmen Okulu Edebiyat Öğretmenliğine getirilmiştir. Bu sırada da Namık Kemal Ortaokulundaki ek görevi devam etmekte idi. Bir ara Kız Teknik Yüksek Öğretmen Okulu Edebiyat Öğretmenliğinde de bulunmuştur. 1971 yazında kendi isteği ile emekli olmuş, evini de İstanbul’a nakletmişti.

Son yıllarda üst üste gelen kalp krizleri onu bilhassa son aylarda çok yormuştu. Hayatının her dev- resinde bu çok faal insan, son günlerde hastalıkla mücadele etmekte ve şaka yollu tıbbı yendiğini söylemekteydi. 2 Mart 1972 günü ani bir kalp krizi, bu büyük idealist ve büyük dâva adamını aramızdan ayırmıştır. 4 Mart 1972 günü Kadıköy Osmanağa Camiinde yapılan bir törenle sevdiklerinin gözyaşları arasında Karacaahmet’te ebedi istirahat yerine tevdi edildi.

Son yıllarda «Ben kütüphanecilerin Ağababasıyım» demeği adet edinmişti. Gerçek olan onun modern Türk kütüphaneciliğinin kurucusu, eğiticisi ve yürütücüsü olmasıdır. O, bu büyük dâvayı kütüphaneciliğin istikbali olmadığı yıllarda, kütüphanecinin silik, şahsiyetsiz, basit bir memur sayıldığı, kütüphaneciliğin modern bir meslek ve özel bir ilim ve ihtisas dalı olduğu fikrinin alayla karşılandığı yıllarda güçlü omuzlarına almış ve başarıya ulaştırmıştır.

Başarıya ulaştırmak için gerekli milli müesseseyi, yüksek öğrenim kürsüsünü kurmuş, gerekli ortamı hazırlamış, genç kütüphaneci nesillerini yetiştirmiştir. Bir mesleğin meslek olabilmesi için gerekli Derneğin, yani Türk Kütüphaneciler Derneği’nin kurucularının başında da Adnan Ötüken gelir. Bu meslek için gerekli literatürü ilk eserleriyle, sayısız makalesiyle yine Adnan Ötüken vermiştir.

Türk Kütüphaneciler Derneği Bülteni’nin yıllarca Neşriyat Müdürlüğünü yapmıştır. Milli Kütüphane’ye Yardım Derneği ve Türk Kütüphaneciler Derneği’nden başka, Türk Kanser Savaş ve Âraştırma Derneği, Ankara Filâr- moni Derneği, Anıt – Kabir Derneği, Topkapı Sarayı Müzesi Yardım Derneği’nin de kurucuları arasındaydı. Zaman zaman bu derneklerin yönetim kurullarında çalışmıştır.

Lise ve üniversite öğrenciliği sırasında gazetecilik, Almanya’da — tahsilde iken Cumhuriyet Gazetesi muhabirliğini yapmıştır. 18 yıl UNESCO Türkiye Milli Komisyonunda Yönetim Kurulu üyesi, uzun yıllar ‘Türkiye – Irak Kültür Anlaşması Komisyonu ‘Türkiye Genel Sekreteri olmuş, bu sıfatla beş kere Irak’a gitmiştir. İyi Almanca ve Fransızca bilirdi. Bilhassa Türk Ansiklopedi- sinde çıkmış tercümeleri vardır. Irak ve Almanya’dan başka Suriye, Lübnan, Tunus, İran, Romanya, Polonya, Hollanda, Belçika, Lüksemburg, İngiltere, Fransa, İsviçre, İtalya, Yunanistan ve Amerika’ya gitmiş ve buralardaki kütüphaneleri incelemiştir.

Kaynak



Kategoriler:Genel, Kim kimdir?

Etiketler:, , , ,

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

%d blogcu bunu beğendi: