Eğitim mi, Öğretim mi?

wj3w3wkq-1411534657

Prof. Dr. Bülent Yılmaz

Ne yazık ki sıradan ve popüler bir espri haline getirildi: Eğitim şart!

Oysa bu cümle, insanı, toplumu, ulusal eğitim politikasını/sistemini açıklayan ağırlıkta, önemde bir kavram.

Peki, sıradan bir slogana dönüştürülmüş olsa dahi acaba neden “öğretim (öğrenim) şart” değil de “eğitim şart” diyoruz?

Düşünmüşüzdür muhtemelen.

Bildiğimiz üzere, ülkemizde çok kısa bir süre sonra okullar açılacak ve her düzeyde “eğitim-öğretim” başlayacak.

Öyle mi olacak acaba?

Biraz keskin gibi görünebilir ama kişisel fikrim şudur:

Çok kısa bir süre sonra okullar açılacak ve her düzeye “öğretim” başlayacak! Yani, bazı olumlu okul, sınıf ve öğretmen istisnaları/örnekleri dışında okulların açılmasıyla başlayacak olan eğitim-öğretim değil, sadece öğretimdir.

O dahi tartışılır aslında!

Peki, ne fark vardır eğitim ile öğretim arasında ve neden aslolan, önemli olan, temel olan, asıl başlaması gereken eğitimdir?

Bu yaz gezdiğim yerlerde yaptığım gözlemler beni eğitimcilerin çokça dile getirdiği bu konu hakkında yeniden düşünmeye ve yazmaya yöneltti. Muhtemelen hepimizin bildiği, söylediği şeyler olabilir ama özellikle eğitimciler ve ebeveynler olarak anımsamakta, tartışmakta yarar var: Eğitim ile öğretim arasında ne gibi farklar vardır?

Bu konuya nasıl yaklaşmalıyız?

Bu arada, konuyu asıl anımsaması, düşünmesi, tartışması gerekenlerin ülkede eğitim sistemine yön verenler olduğunu da belirtelim!

Konu ile ilgili özellikle çocuklara ve gençlere yönelik yaz gözlemlerim kabaca şunlardı: Çocuklar ve gençler bağırarak konuşuyorlar, birbirlerine kaba davranıyorlar, çokça küfür ediyorlar, teşekkür etmiyorlar, lütfen demiyorlar, kavga ediyorlar, gürültü yapıyorlar ve gürültü yapmanın yanlış olduğunu bilmiyor düşünmüyorlar, kaldırımda değil araç yolunda yürüyorlar, sigara içiyorlar, birbirlerini ve aslında kimseyi dinlemiyorlar, anadillerini çok kötü kullanıyorlar, bol bol argo konuşuyorlar,  çevreyi kirletiyorlar ve çevreyi kirletmenin yanlış olduğunu düşünmüyorlar, park, oturma bankı, otobüs, yol, çeşme, tuvalet, ağaç, nehir gibi toplumun ortak mallarını korumuyor, zarar veriyorlar, çevre duyarlılıkları çok zayıf, sözcük dağarcıkları sınırlı olduğu için kendilerini, dertlerini güzelce anlatamıyorlar, okumuyorlar, zaman disiplinleri zayıf (gece 1.30’da sokakta oynuyorlar örneğin), sokak hayvanlarına kötü davranıyorlar, başkalarını rahatsız ediyorlar, bunun farkında değiller ve başkasını rahatsız etmenin yanlış bir şey olduğunu düşünmüyorlar, insani değerleri gelişmemiş, bir sanat dalı ile ilgileneni ya da örneğin müzik aleti çalanı, düzenli spor yapanı, satranç oynayanı çok çok az vesaire vesaire…

Bunlar artırılabilir. Tüm bunları çocukları küçümsemek ya da suçlamak için yazmıyorum elbette. Bu durumlar aslında onların suçu da değil; bir şeyin sonucu, yansıması: Eğitimsizliğin. Ve böyle olmayan, gerçekten eğitimli çocuklarımız ve gençlerimiz de var. Ancak genel fotoğrafta bunları gördüğümüzü söylemek yanlış olmayacaktır.

Ayrıca şu noktaları belirtmeden geçmemek gerek: Yukarıda sıralanan olumsuz davranış örnekleri sosyo-ekonomik düzeylere göre önemli oranda değişmiyor. Yani, yoksul kesim çocuk ve gençlerinde de, orta ya da zengin kesim çocuk ve gençlerinde de bu davranışlar görülüyor. Bu olumsuz davranışları yetişkinler de gösteriyor ne yazık ki. Ve zaten çocuklar büyük ölçüde onlardan öğreniyorlar bu yanlış davranışları. İlginç olan bir başka nokta, küçük farklara karşın ilkokul mezunu ile üniversite mezunu yukarıda sıralanan bazı olumsuz davranış örneklerinde aynı durumdalar.

Konuyu neden yetişkinler değil de çocuklar ve gençler üzerinden tartışıyoruz? Hemen söyleyelim. Çünkü çocuklar ve gençler temel okul ve aile eğitiminin içinde bulunan ya da yeni bitirmiş, bu sürecin etkilerinin hala üzerinde olması beklenen gruptur.

Peki nedir eğitim?

Öncelikle şu önermeyi yazalım: Dünyaya insan olma olanağı ile gelen bir varlık olarak insan bu olanağı eğitimle gerçekleştirir, o, eğitimle insanlaşır.

İnsan temel davranışlarını dahi eğitim ile öğrenir. Yemeyi, yürümeyi, tutmayı, konuşmayı, acımayı, yüzmeyi, düşünmeyi, okumayı, yazmayı, resim yapmayı, inanmayı vb. hepsi eğitim süreci sonucu gerçekleşebilir. Bir kitabımın önsözünde o örneği yazmıştım. Rusya’nın Sibirya bölgesinde annesi ve babası tarafından üç aylık iken bir ormana terk edilen, köpekler tarafından büyütülen ve yedi yaşında bulunan bir çocuğun “köpekler” gibi davrandığı, onlar gibi dört ayağı üzeri yürüdüğü, yanına yaklaşanları ısırmaya çalıştığı ve verilen yemekleri önce koklayarak sadece ağzı ile yemeye çalıştığı görülmüş.

İnsanı, insanlaştıran, hayvandan ayıran eğitimdir.

İnsanı insan yapan eğitimdir.

Yani, çeşitli biçimlerde tanımlanan eğitim, aslında en yalın ve kısa biçimiyle “insan olma, insanlaşma sürecidir.” Bir başka deyişle, eğitim, insani özellikler kazanma, insani kişilik/karakter oluşturma, insani davranışlar edinme sürecidir.

Bir daha vurgulayalım: Eğitim, insan olma sürecidir.

Eğitimcilerin yaptığı ve klasikleşmiş olan tanıma göre ise, eğitim, kişide istenen, beklenen davranışlar yaratma sürecidir. Bireyde eğitim sonucu istenen ve beklenen elbette evrensel, çağdaş insani özelliklere, tutumlara ve değerlere dayalı davranışlardır. Bu evrensel insani özellikler sevgi, saygı, dürüstlük, nezaket, özgürlük, adalet, merhamet, hoşgörü, paylaşma, cesaret, empati, eşitlik, sanat, bilim, inanç, plan yapma, irade, sorgulama, tavır alma vb. değerlerdir. Eğitim, insana bu özellikleri, tutumları ve değerleri kazandırarak insanlaştırır. Eğitim, bu özellikleri ve değerleri kazanma sürecidir. Çünkü insan olmamız bu özelliklere sahip olmamıza bağlıdır ve bunu eğitim yapar.

Kısaca, eğitim olmadan insan olamayız.

Eğitim bu özellikleri kazandıramıyor, kişide bunlara dayalı davranışları yaratamıyorsa işlevini gerçekleştiremiyor demektir.

Eğitim doğduğumuz anda başlıyor, yaşamboyu sürüyor. O, ailede, okulda, çevrede, sokakta, yolda, her yerde, her an gerçekleşen bir süreçtir. Elbette en sistematik ve yoğun olduğu yer aile ve okuldur.

Açıkçası, bir yerde eğitimden söz ediyorsak insandan, insanlaşmadan söz ediyoruz demektir.

Peki, “öğretim” ne oluyor bu durumda?

Devamını okuyun:

https://bulentyilmazblog.wordpress.com/

 



Kategoriler:Eğitim, Genel

Etiketler:,

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

%d blogcu bunu beğendi: