Yayınevleri 1-2 ay içinde kapılarına kepenk vuracak

Odatv olarak konuyu yayınevlerine sorduk. Kağıt sıkıntısının, “Bu ülkenin temel sorunlarından biri” olduğunu belirten yayınevleri, piyasada kağıt bulamadıklarından dert yanıyorlar.

arranged-1842261_1920.jpg

1934 yılında İzmit Kağıt Fabrikası’nın temelleri atıldı. 1936 yılında ise SEKA kurularak, İzmit’te Cumhuriyet döneminin ilk kağıdı üretildi. SEKA, Cumhuriyetin en büyük kazanımlarından biriydi. 1997 yılında İzmit SEKA özelleştirme kapsamına alındı. Bu karar aslında bugünleri hazırlayan sürecin dönüm noktasını, kırılma anını oluşturuyor.

1998 yılında ise, SEKA’nın kapatılma kararı alınırken, sadece 7 yıl sonra, yani 2005 yılında cumhuriyetin en büyük miraslarından biri SEKA kapatıldı.

Mustafa Kemal Atatürk kağıt üretimine çok önem verirdi. Atatürk, kağıda verdiği önemi, “Bir memleket kendi kağıdını kendi yapmadığı zaman ulusal kültürünü yabancı lütfuna bağlar” sözleriyle açıklamıştı.

YAYIN HAYATINDA DURUM NE

Bugün geldiğimiz noktada ise yaşanan ekonomik krizle beraber Türkiye kağıt sıkıntısı yaşıyor.

Türkiye’de kağıt üretilmemesi nedeniyle yayıncılık sektörü kağıt ithal ediyor. Durum böyle olunca baskı maliyetleriyle beraber birçok şeyin de fiyatı arttı. Bazı gazeteler sayfa sayılarını düşürüp zam yaptı, bazıları eklerini kapattı, bazıları da birkaç günlüğüne yayınına ara verdi.

Dergiler için de durum farklı değil, bazı dergiler, boyutunu küçültmek zorunda bile kaldı…

Peki yayın hayatında durum ne? Yayınevleri bu kağıt sıkıntısı hakkında ne düşünüyor? Türkiye’yi, yayıncılığı, okuyucuyu ne bekliyor?

Odatv olarak konuyu yayınevlerine sorduk. Kağıt sıkıntısının, “Bu ülkenin temel sorunlarından biri” olduğunu belirten yayınevleri, piyasada kağıt bulamadıklarından dert yanıyorlar. Pek çok yayınevinin birkaç ay içinde kepenk kapatabileceğini belirten yayınevleri, okurlara büyük bir sorumluluk düştüğünü ve onlardan destek beklediklerini ifade ediyorlar.

İşte konuyla ilgili Odatv’ye görüş bildiren yayınevleri:

Sel Yayıncılık:

Her ticari işletme ve her yayınevi gibi biz de bu krizin olumsuz etkilerini yaşadık ve yaşamaya devam ediyoruz. Dolar/Euro cinsinden ödediğimiz telif ücretlerinden vadeyle çalıştığımız büyük dağıtım şirketlerinin iflasına, kağıdın bulunamamasından (ya da yalnızca fahiş fiyatlara bulunabilmesinden) diğer tüm girdi maliyetlerinin yükselmesine dek bir dizi olumsuz durumla karşı karşıya kaldık.

Evet, mecbur kaldık ve bunu fiyatlarımıza yansıttık. Ancak yıllardan beri sürdürdüğümüz fiyat politikamız okurlara en uygun fiyatı sunmak üzerine kuruluydu, yani kitaplarımızın fiyatları piyasadaki birçok yayınevine göre zaten oldukça makuldü. Fiyatlarımızı artırırken de maliyetlerimizdeki artışı tamamen yansıtmadık. %8 ile %12 arasında değişen oranlarda zam yapmak zorunda kaldık.

Mümkün olduğunca yayın politikamıza sadık kalmaya çalışıyoruz. Gidişatın bizi aksine zorlamamasını umuyoruz.

Yayın politikamızda olduğu gibi kitap boyutlarında küçülme vs. gibi bir değişikliğe gitmedik, gitmek de istemiyoruz ancak şartlar son derece sert ve geleceğe dönük iddialarımızı ne yazık ki bizim niyetlerimizden ziyade piyasanın koşulları belirliyor. Bu yüzden uzun vadede neler olabileceğine dair kesin bir şey söyleyemiyoruz.

Her krizde olduğu gibi bu kriz de fırsatçıların, stokçuların, karaborsacıların haksız kazançlarını katlamalarına zemin oluşturdu. Ortada bir sorun var ama çözümsüz değil. Bu konuda yakarmaktan ya da yayıncılık sektörüne hiçbir zaman katkı sunmamış kurumlardan hayır beklemektense bir araya gelerek ortak bir çözüm üretmek mümkün. Bu da yayıncıların ortak tavrıyla, hareketiyle gerçekleşebilir.

Okurlarımıza kriz durumu dışında da hep aynı şeyi söylemek istiyoruz. Nitelikli işler üreten yayınevlerini, kültür yayıncılarını tercih etmeleri. Bugün yaşadığımız sorunda ekonomik parametreler kadar bu sektörü adeta bir tahtakurdu gibi içten kemiren, yayınevi vasfı olmadığı hâlde yüksek adetlerde kitap basan ve piyasayı domine eden firmaların da etkisi büyük. Çevirisine, edisyonuna özen göstermeyen, Türkiye’deki okur profilini, edebi niteliği aşağı çeken ve her sene sayısı artan bu “yayınevleri”ne prim vermemek gerçekten çok önemli.

Bizim sadık okur kitlemiz zaten bunu yapıyor, fuarlardan, yüz yüze konuşmalarımızdan biliyoruz. Sadece kitap değil, yayınevi konusunda, hatta kitabı satın alacakları mecra konusunda da son derece seçici ve bilinçliler. Kimseden bize destek çıkmasını beklemiyoruz, okurlarımız bizi zaten 30 yıldır destekliyor. Bu zor günlerde yayın programımızı aksatmadan kitap üretmeye devam ederek biz onlara destek olmak istiyoruz.

“KÜLTÜREL DÜNYAMIZ DAHA DA YOKSULLAŞACAK”

Yordam Kitap:

Yayıncılığa yönelik birinci sıkıntı ve dalga yasaklarla başladı; akademisyen tasfiyeleriyle başladı. Bunun üzerine de kriz, üzerine tüy dikti. Tabii ki yayıncılık sektörünün özelliği, girdilerinin pek çoğunun dolara endeksli olması ve yıllardır yapılan özelleştirme politikaları ve kağıt fabrikalarının özelleştirilmesiyle birlikte de yayıncılığın dışa bağımlılığı daha da arttı. Bu sorunu hep beraber yaşıyoruz. Bu iki türlü büyük sıkıntıya yol açacak; birincisi, yayıncılık maliyetinin yükseldiği için, yeni projeler yapamayacaklar. Kültürel dünyamız daha da yoksullaşacak. Yayıncılar ayakta kalmakta zorlanacaklar. Diğer bakımdan da kitapevi ve dağıtım firmalarının yaşadığı sorunlar da yayıncılığa yansıyacak. Çünkü orada satış yapılamayınca, yayıncılar tahsilat da yapamayarak başka sorunlar yaşayacaklar.

Devamını okuyun

Kaynak: Oda TV “Yayınevleri 1-2 ay içinde kapılarına kepenk vuracak”



Kategoriler:Genel

Etiketler:, ,

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

%d blogcu bunu beğendi: