Bibliyoterapi ve Kelimelerin Büyüsü

Günümüzde bilgi edinme kaynaklarımız, hem çok hem de kolay ulaşılabilen nitelikteki kaynaklardır. “Bilmiyorum” diyebilmek bireyin sahip olduğu imkanlarının inkarı anlamına gelmektedir. Bilgiye saniyelerle ulaşılabilmektedir. Bilgi depomuzu doldurabilmek oldukça kolaydır. Ancak bilginin davranış değiştirici, kazandırıcı, üretici formata dönüşümü için ise emek ve yaşantı gerektirmektedir. Kitapların sihirli değişim dokunuşu olmadığını kabul etmeliyiz. Kitaplardan edindiğimiz salt bilgiler değişim ve dönüşüm oluşturamazlar. Kitapların sihirli dokunuşunu, okurlar yüksek motivasyonlarıyla bilgilerini yaşamlarına taşıyabilme becerilerine bağlı olarak gerçekleştirilebilir. Ya da okuma sürecine eğitimcilerin özellikle edebiyat alanındaki eğitimcilerinin değişim ve dönüşüme katkıları söz konusu olabilir. Rehberlik ve psikolojik danışmanlar, okuma sürecine psikolojik danışma teknik, ilke ve yöntemlerini katarak kitabın bibliyoterapotikal katkılarını arttırır ve değişim sürecine yüksek katkılar sunabilirler. Ya da Rehberlik ve psikolojik danışma sürecine kitapların destekleyici materyal olarak bibliyoterapotikal etkileriyle katılması değişim ve dönüşüm sürecine katkı sağlayabilir.

psychologist-1015488_1920.jpg

Kitabın bibliyoterapotikal etkisi genel kabul görmektedir. Bireyin kendine özgü etkilerini göz ardı etmeksizin kitabın yaşam değiştirici rolü yadsınamaz. Bir eser muhtevasında salt kelimeleri değil kelimelerin ötesinde düşünce dönüştürücü, motive edici, algı geliştirici gibi pek çok mesaj barındırır. Kelime sihirbazlarının algı geliştiren, bakış açısı değiştiren, bilişsel dönüşüm sağlayan güçlü sözleri yok sayılabilirmi? Kelimeler cümlelerin yapıtaşıdır. Cümlelerde ise düşünce ve algılar barınır. Kelimeleri değiştirerek düşünce ve algıların değişimini gerçekleştirebiliriz. O yüzden terapinin temeli sözlü iletişime dayanır. Yunus Emre kelimelerin gücünü ne güzel dile getirmiş “Söz ola kese savaşı, söz ola kestire başı, söz ola ağulu aşı bal ile yağ ede bir söz”. Nietzsche benzer şekilde “kelimelerle dünyayı altüst edebilirim” iddiasını dile getiriyor. Mevlana ise kelimelerin gücünü şöyle dile getirir “Kelimelerini güçlendir, sesini değil. Çiçekleri büyüten gök gürültüsü değil usul usul yağan yağmurdur”. Konfüçyüz bir ülkenin düzene girmesini sağlayacak gücün dil olduğunu dile getirmektedir. Ona göre “dil bozulduğunda kelimeler düşünceleri bozar, düşünceler doğru dile getirilmezse işler doğru yapılamaz, işler doğru yapılmazsa düzen bozulur, düzen bozulursa adalet bozulur, adalet bozulduğunda ise toplumun tüm dengesi bozulur”. Gandhi ise kelimelerin temel belirleyici gücünü şöyle ifade etmektedir: “Kelimelerinize dikkat edin düşüncelerinize, düşüncelerinize dikkat edin duygularınıza, duygularınıza dikkat edin davranışa, davranışlarınıza dikkat edin alışkanlıklara, alışkanlıklarınıza dikkat edin değerlerinize, değerlerinize dikkat edin karakterinize, karakterinize dikkat edin kaderinize dönüşür”. Büyüklerimizin öğütlerinden biri kulaklarımda çınladı şimdi. Kötü niteledikleri konuşmalardan bizleri sakındırmak için derlerdi ki “ağzınızdan çıkan her kelime ruh giyer, ona can verirsiniz dikkat edin” derlerdi. Ölü ozanlar derneği yazarı “kelimeler dünyayı değiştirir” iddiasını dile getirir.

Kelimeleri güçlendirmenin yolu nedir? cevaplanması gereken soru belki de bu olmalı. Kelimelere ve cümlelere empatik ayrıntıların eklenmesi kelimeleri güçlendirme yollarında biri olabilir. Empatik ayrıntıların eklenmesi yaşanan olayın ayrıntılarını kapsamasıyla mümkündür. Bu ayrıntıların içinde ifadenin duyguyu, düşünceyi içererek yeni davranışın doğuşunu sağlayabiliyor olmalıdır. Japon araştırmacı Emoto araştırmasında, olumlu kelimeler ve olumsuz kelimelerle seslendiği fanusunun içindeki suyun moleküler değişikler sergilediğini belirlemiştir.

Chomsky, yaşantısal etkilerin kelimelerle ifade edilmesinde psiko-nöral farklılıklara neden olduğunu dile getirmektedir. İngilizce dilini odak alan bir araştırmada bireyleri ikna eden sözcükler listesi hazırlanmıştır. Bu listede; “Sen, para, kurtarmak, sonuç, sağlık, kolay, aşk, keşif, kanıtlanmış, yeni, güvenlik, garanti” sözcüklerinin yer aldığı belirtilmiştir. kelimelerin etkisi bana hemen çiçekseverlerin çiçekleriyle kurduğu ilişkilerini hatırlattı. Çiçekseverler sıklıkla çiçeklerinin küstüklerinden ya da çiçeklerinin büyüyüp çiçek açabilmesini çiçeklerine olan ilgileriyle açıklamaları sık rastlanılan bir durumdur. Bazen de çiçeklerin sevgi gereksinimini karşılamak için, çiçekleriyle konuşan çiçekseverlere rastlamayanımız yok gibidir. Aşağıda kelimelerin değişiminin nasıl bir güç oluşturduğunu gösteren alıntıyı paylaşmak istedim.

Kelimeni değiştir dünyan değişsin” izleyiniz!

Kelimeleri güçlendiren diğer faktör ise kelimelerin kendi nitelikleri olabilir. Kelimelerin nitelikleri de duygu ve düşünceleri etkiler. Negatif kelimeler amigdaladaki faaliyetlerin artmasına neden olur. Bu durum korku ve tehlike sinyallerinin artmasına neden olarak frontal korteksin bilinçli kararlar üretme işlevini engellemektedir. Buna karşılık olumlu kelime ve kavramlar da duygu ve düşüncelerimizi etkilemektedir. Bir araştırmada, bireylere gün içinde iyi hissettiği durumları kelimelere dökerek yazmalarını istenmiştir. Bu aktivitenin sonucunda, bireylerin kendini iyi hissetme düzeylerinde artış belirlenmiştir. Diğer bir araştırmada ise; kendini stres altında hissettiğini ve işlerin ağır riskler nedeniyle daha kötüye gideceğini dile getirerek inanç geliştirenlerin sağlık risklerinde de artış gözlemlenmiştir. Profesyonellerin birikimiyle bibliyoterapotikal mesajlar barındıran eserlerin seçilerek terapi sürecinde destekleyici bir materyal olarak yararlanmak, terapotikal etkinin terapi seansları sonrasında da sürmesini sağlayan akıllı bir yardımcı terapistten yararlanmak gibidir.

Sürekli olarak dile getirilen öğütlerden biri “sorunları içine atmamalısın” öğüdüdür. Ancak çoğu zaman, “Sorunları içine atmamanın yolları nasıl olur?” bunun yolu bir türlü gösterilmez. İçine atmaktan kurtuluşun yolu oysa ki; olumlu ya da olumsuz duygularımızı doğru dile getirebilmek, ifade edebilmek, başkalarıyla paylaşabilmektir. Bir diğer yolu bibliyoterapi aracılığıyla gerçekleştirilebilir. Bu durumun benzerini yaşamakta olan öykü ya da roman kahramanı aracılığıyla dile getirmek, kurgusal düzeyde yaşantıyı tekrar yaşayan birinin deneyimlerini gözlemlemek katkı sunabilir. Ayrıca, kahramanla özdeşleşerek boşalım ve rahatlama yaşayabilmektir. Bu fırsat bibliyoterapotikal etkileşimden elde edilebilir. Özetle bibliyoterapi etkileşiminde kişi kahraman aracılığıyla sorunları etkili bir dil ile ifade ederek içine atmaktan kurtulabilir.

Psk.Dan.Dr. Azmi Bayram İLBAY

Kaynak: Bibliyoterapi Dizini – Bibliyoterapi ve Kelimelerin Büyüsü



Kategoriler:Genel, Okuma

Etiketler:, ,

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

%d blogcu bunu beğendi: