Erol Yılmaz yazdı: Neden bu bölümler kuruluyor?

Sitemiz enpolitik.com köşe yazarlarından Doç. Dr. Erol Yılmaz, kütüphanecilik istihdamındaki yetersizliğe dikkat çekerek, bin 146 halk kütüphanesinde ilgili alandan mezun sadece 588 kişinin çalıştığını aktardı.

İnternet gazetemiz enpolitik.com yazarlarından Doç. Dr. Erol Yılmaz, bugünkü köşe yazısında önemli bir soruna dikkat çekti. Kütüphanelerin tarihten bu yana toplumların gelişmesindeki rolünün altını çizen Yılmaz, buna rağmen kütüphaneci istihdamının beklenenin çok altında olduğunu kaydetti.

Üniversitelerin kütüphanecilikle ilgili olan Bilgi ve Belge Yönetimi (BBY) alanından mezunların kendilerine kütüphanelerde yer bulamadığını aktaran Doç. Dr. Erol Yılmaz, ” 1146 halk kütüphanemizde görev yapan BBY mezunu kütüphaneci sayısı sadece ve sadece 588. Hüzünle tekrar edelim; 1146 halk kütüphanesine, 588 kütüphaneci!” dedi.

İşte Yılmaz’ın “Kütüphaneciler olmadan asla” başlığı ile yayınlanan köşe yazısının tamamı:

Halk kütüphaneleri, dünyanın bütün gelişmiş ülkelerinde, bireysel ve toplumsal gelişmenin motor güçlerinden biri olarak kabul edilir. Onun içindir ki, “halk üniversitesi” unvanıyla taçlandırılır uzun yıllardan beri. Çok yönlü olarak gelişmiş bireylerden müteşekkil bir toplumun, ülke kalkınmasındaki yeri ve önemini idrak etmek için de yüksek matematik okumaya gerek yok. Gelişmiş sıfatlı ülkelerin, ekonomik göstergeleri ile “halk kütüphanesi varlıkları” odağında basit bir sağlama yaparak durumu bütün netliğiyle görmek mümkün.

Hep söyledik, yeri gelmişken bir daha söyleyelim. Hiçbir gelişmiş ve kalkınmış ülke yoktur ki, farklı türlerdeki kütüphaneleri gelişmemiş ve niteliksiz olsun. Ve hiçbir gelişmemiş ülke de yoktur ki, kütüphaneleri gelişmiş ve yüksek nitelikli olsun.

Bu küresel gerçeğe karşılık, devlet ve millet olarak kulağımızın üzerine yatageldik yıllardır. Sırt döndük hakikate. Pek acı bir sonuç olarak da uluslararası ligde hep sonlara yazıldı adımız.

Başta okul kütüphanelerimiz olmak üzere, türler itibariyle, “çok iyi” nitelemesinin hakkını verecek “nadir” örnekler ile “iyi” sıfatının hakkını verecek düzeydeki “az sayılı” örneğin dışında içler acısı durumda kütüphanelerimiz. “İçler acısı” ifadesi ağır geldiyse, “nitelikli olmaktan epeyce uzak” diyelim hadi.

Çizdiğimiz olumsuz tablonun birçok sebebi var kuşkusuz. Devlet, toplum, aile ve bizatihi bireyin kendisiyle ilgili… Ve fakat her durumda, ülkeyi yönetme ve düzenlemeleri yapma sorumluluğunda olan devletin -tam da bu özelliği bağlamında- rolü ve sorumluluğu hayatî önemi haiz. Yani devletin işini olması gerektiği gibi yapması, yaşamsal düzeyde önemli…

Bu anlamda, yakın zamanda sevindirici bir gelişme olarak devlet, işaretlediğimiz rolünü ve sorumluluğunu kültür odaklı olarak hatırlayıverdi. Hatırlamakla da kalmayıp, “yahu, bu kültür konusunda çok ihmalkâr davrandık, dahası ayıp ettik, şu işe bir el atalım” deyiverdi. Hem de farklı zaman ve zeminlerde birkaç kez.

Biz de “olsun, geç olsun da güç olmasın” diye sevindik, el çırptık, alkış tuttuk.

Açıkça ve adını koyarak söyleyelim. Kütüphanelerimizdeki bu niteliksizliğin, yetersizliğin temel sebebi, kütüphane sisteminin temel/ ana/ esas unsuru olan ve bu anlamda ‘olmazsa olmaz’ sıfatı taşıyan ‘kütüphaneci’ bağlamındaki yetersizliktir.

Elbette beş unsurdan oluşan sistemin yüksek nitelikli olmasında diğer unsurların, yani ‘bütçe’, ‘koleksiyon’ ve ‘bina’nın da payı söz konusu… ‘Kullanıcı’ ise, zaten nitelikli hizmetin ana hedefi.

Kütüphane adlı eğitim, bilim ve kültür merkezinin ana unsuru, üniversitelerin Bilgi ve Belge yönetimi (BBY) bölümlerinde en az dört yıl süreyle lisans öğrenimi görmüş kütüphaneciler olmasına rağmen, bu gerçeğin ve gelişmiş dünyadaki iyi örneklerin aksine, yanlış uygulamalarla karşılaşmak sıradan bir olay ne yazık ki ülkemizde. Daha müşahhas bir ifadeyle, bu kütüphanecilerin yaptığı -değeri dünyaca kabul edilmiş- teknik görevleri herkes yapabilirmiş gibi kabul edilerek, bu çerçevede personel atamaları ve kurum içi görevlendirmeler yapılabiliyor.

Yani kütüphanecilerin çok çeşitli dersler kapsamında öğrenimini gördüğü ve stajlarla uyguladığı teknik ve yöntemler sanki herkesin yapabileceği basit işlermiş gibi, onların atanacağı pozisyonlara başka alanlarda öğrenim görmüş …

Kaynak: Enpolitik “Erol Yılmaz yazdı: Neden bu bölümler kuruluyor?”



Kategoriler:Bilgi yönetimi

Etiketler:, , , , ,

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

%d blogcu bunu beğendi: