Ayşe Yüksel Durukan: Okuma Kültürü ve Kütüphaneler

by İrem Bilkin

Ayşe Yüksel Durukan kütüphane yapısının tamamıyla yeniden şekillendiği, tanımlandığı ve yorumlandığı modern çağımızda kütüphaneciliğe ömrünü vakfetmiş, biriktirdiği engin kültürünü genç beyinlere ve nesle aktarmayı son derece önemseyen bir aydın. Şimdilerde bazı okul kütüphanelerine danışmanlık ve Z-Kütüphane projesinde eğitmenlik görevlerimi gerçekleştiren Durukan ile kütüphaneler, günlük hayatta, eğitimde ve dijital çağda kütüphanecilik üzerine konuştuk.

Arjantinli yazar Carlos María Domínguez, “Günümüzün gerçek üniversiteleri, zengin kütüphanelerdir” der. Kütüphanelerin halen böyle bir misyon taşıdıklarına inanıyor musunuz?

Kütüphaneler eğitim ve dolayısıyla insanı zenginleştirme misyonunu her zaman taşırlar. Ben daha çok okul kütüphaneleri alanında yoğunlaştım. Okul kütüphaneleri sistematik bir biçimde camiasını eğitme ve müfredat battaniyesi altındakilere öğretme amacını güder. Ana okulda, ilk ve orta öğrenimde kütüphane ve kütüphane öğretmenleri olmazsa olmazdır. Yazar Jean Rhys’in çok sevdiğim bir sözü var: Okumak hepimizi göçmene dönüştürür. Bizi evimizden alıp götürür, daha da önemlisi her yerde bize evler bulur.

Kütüphanede tam bir gezgin olur, özgürce dolaşırsınız. Ardından da hayal kurma gelir. Günümüzde hayal edip üretebiliyorsanız dünya vatandaşı olursunuz. Okumazsanız içeriksiz bir insana dönüşme olasılığınız artar. Bazı yazarlar kütüphanelerin onlara ne denli katkıda bulunduklarını anlatmışlardır. Ursula Le Guin, “Liseden ne kadar nefret ettiysem kütüphaneyi o kadar sevmiştim. Birinde yetişkinler cemiyeti adetlerinin Sibirya’sında sürgünde idim. Öbüründe kendi evimde gibi özgürdüm. Kütüphane olmasaydı okuldan sağ çıkamazdım, en azından sağlam kafayla çıkamazdım,” demiştir.

Birçok değerli yazarımız anılarında halk kütüphanelerinden çocukluklarında nasıl yararlandıklarını ve dolayısıyla bambaşka bir dünya ile tanıştıklarını anlatmışlardır. Örneğin, Muzaffer İzgü hemen her söyleşisinde değinmiştir kütüphane konusuna: “Kitapları dağıtan kadın bana Define Adası kitabını uzattı. Yaşamımda ilk kez bir kitabı elime alıyorum [8 yaşındadır]. Evde odun kömür yok, kitap nasıl olsun? Açtım başladım okumaya, nasıl hoşuma gitti, kendimden geçtim. İlk okuduğum kitaptır o. Aman ne macera! Dağlar, denizler, korsanlar falan… İkinci günden sonra benim ikinci evim ya Adana Halkevi Kütüphanesi’ydi, ya Ramazanoğlu Kütüphanesi.” Şunu söylemeye çalışıyorum: Kütüphaneler hâlâ gereklidirler, hâlâ bizi besler, hâlâ bizleri verimli kılarlar. Kütüphaneyi kullananların enformasyona ulaşmalarını, kullanabilmelerini ve bilgi üretebilmelerini kolaylaştıran kütüphanecilerin varlığı önemli.

http://www.hokkadan.com/ayse-yuksel-durukan-okuma-kulturu-ve-kutuphaneler/



Kategoriler:Genel, Kütüphane, Kütüphaneler, Okuma

Etiketler:, , ,

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

%d blogcu bunu beğendi: